Adli ve Hukuki Terimler Sözlüğü

Kategori : Katiplik - Etiketler :, , , , - Tarih : 08 Mayıs 2011

Adli sicil kaydı: Kesinleşmiş mahkumiyet kararlarını gösterir kayıt.

Aleniyet: Açıklık, izlenebilirlik.

Ara karar: Son hüküm olmayıp hükme giden yolda verilen ara, yardımcı kararlar.

Arama (Adli arama): Hâkim kararı ile yapılan ev ve işyeri araması.

Arama (Önleme araması): Suçun işlenmeden önceki aşamasında idarece yürütülen arama biçimi.

Ayırma (Davaların ayrılması): Fiili ya da hukuki bağlantısı olmayan veya birisi hakkında verilecek kararın diğer davayı etkilemeyeceği durumlarda davaların ayrılarak yürütülmesi.

Bağlantı (Davalar arası): İrtibat, bir dava hakkında verilecek karar diğerini etkileyebilecek durumda olması.

Beraat: Suçlu bulunmama hali, başlangıçtan beri kirlenmemiş olma.

Bihakkın (Tahliye): Şart olmaksızın, hakkıyla cezasını çekmiş, tüketmiş olma.

Bilirkişi (Ehl-i vukuf): Alanında görüşüne başvurulacak kadar uzman.

Birleştirme (Davaların birleştirilmesi): Aralarında bağlantı olan, biri hakkında verilecek kararın diğer dava sonucu etkileyecek olması durumunda her iki davanın birlikte yürütülmesi.

Bono: Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen, alacağın miktarını, borçlusunu ve ödenme zamanını gösteren belge.

Butlan: Hukuki işlemin hiç doğmamış sayılması, yok sayılması.

Cebri icra: Zorla yerine getirme.

Celse: Oturum, duruşma.

Ceza fişi: Kesinleşen kararların türü ve miktarına ilişkin adli sicil (sabıka) kayıtlarına işlemek üzere düzenlenen ve adli sicile sevkedilen evrak.

Ciranta: Bir senedi ciro eden kimse.

Ciro: Bir senet veya havalenin alacaklı tarafından diğeri namına çevrilmesi ile üzerine buna dair şerh verilmesi.

Çağrı kâğıdı: Cumhuriyet Savcılığı aşamasında dinenmesi gereken şüpheli, mağdur ve tanıkların gelmesini isteyen kağıt.

Daimi arama: Faili bulunamayan suçların araştırıldıkları dosyalara verilen isim.

Davaname: Cumuriyet savcısının konuyu ilgilendiren ancak ceza davası niteliği taşımadığı için hukuk mahkemelerinde görülecek olan davayı açtığı belge.

Davanın kabulü: Dava dilekçesindeki istemi bütünü ile veya kısmen kabul eden hukuk mahkemesi sonuç kararları.

Davanın reddi: Dava dilekçesindeki istemi bütünü ile veya kısmen reddeden hukuk mahkemesi sonuç kararları.

Davetiye: Duruşmaya çağrı kağıdı.

Davetname: Çağırmaya yetkili makamların kişinin hazır olması bakımından çıkarılan çağrı kağıdı.

Delil: Bir vakıanın varlığını ortaya koyan vasıta, işaret.

Denetimli serbestlik: Cezaevine girmeksizin, dışarıda bazı kurallara uyma zorunluluğu.

Disiplin hapsi: Yargılama sürecinde düzen bozuculara karşı , temyizi ve itirazı kabil olmayan, şartla tahliyesi bulunmayan 4 günü geçmeyen uslandırma amaçlı bir hapis türü.

Düplik: Davanın replik (cevaba cevap) yazısına karşı davalının vermiş olduğu cevap; ikinci cevap.

Düşme kararı: Yürüme şartını kaybeden davaların görülemeyeceğine ve sükutuna ilişkin karar.

El koyma: Suça konu veya delil niteliği olan eşya ve malın Cumhuriyet Savcılığı ve mahkeme aşamasında alıkonulması.

Emanet: Alıkonulan eşya,mal veya paranın yargı kararı kesinleşinceye kadar adliyede, Cumhuriyet Savcılığı bünyesinde bir deftere konularak muhafazası.

Emanet memuru: Emanet eşya işleri ile uğraşan memur.

Fail: Hareketi gerçekleştiren kişi (özne), suçu işleyen.

Faili meçhul: Kim tarafından işlendiği bilinmeyen hadiseler.

Fezleke: Hülasa netice yazısı (soruşturma evrakının özeti), özel anlamıyla ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı ilçelerde meydana gelen olayların, ağır ceza mahkemesi görev alanına girdiğinde, bütün deliler toplanarak merkez Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilen iddianame öncesi sonuç yazısı.

Gaip: Yokluğu farzedilen kişi, bulunduğu yer bilinmeyen, yurt dışında olup da getirilemeyen veya getirilmesi uygun olmayan kişi.

Gerekçeli karar: Duruşma bitiminde verilen son kısa hükmün gerektirici sebeplerini içeren mahkeme kararı.

Görev: Kanunla tespit edilen ve bir mahkemenin yargılama alanını gösteren terim.

Gözaltı: Ortaya çıktığı düşünülen bir suçun araştırılması, delillerin karartılmasının engellenmesi ve kişinin sorgusu için şüphelinin savcı talimatı ile; kanunda belirtilen sürece alıkonulması.

Haciz: Alacaklının talebi ve yasal koşulların oluşması halinde borçlunun malları üzerine satılamaz şerhinin konulması ve gerekirse malın yed-i emine teslimini gösteren hukuki tanım.

Hak düşürücü süre: Var olan bir hakkın kullanılmaması halinde belirli bir süre sonunda bu kullanım hakkını düşüren süre.

Hak ehliyeti: Hukuki işlem yapabilme ehliyeti, alacak sahibi olma, borçlanabilme yeteneği.

Hâkimin reddi: Yasada yazılı nedenlerle davaya bakması adaletin yerine getirilmesini engelleyeceği düşünülen hâkimin davaya bakmamasını talep etme.

Hakkın kötüye kullanılması: Hukukun korumadığı hak kullanma biçimi.

Haksız fiil: Hukukun korumadığı, hakka dayanmayan fiil.

Hapsen tazyik: Hapisle zorlama, hukuka aykırı hareket edeni uslandırma, hukuka uymaya zorlama hapsi.

Harç: Resmi bir muamele başvurusu yapılırken ödenmesi gereken yasal meblağ.

Harç tahsil müzekkeresi: Kesinleşen kararlara ilişkin harçların tahsili için maliyeye yazılan yazı kağıdına verilen ad.

Heyet: Üç veya daha fazla hâkimin bir arada çalışması.

Hukuki ihtilaf: İçerisinde suç barındırmayan, ceza soruşturmasına konu olmayan çekişme.

Hukuki işlem: Yasadan kaynaklanan ve hukuk alanında sonuç doğuran işlemler.

Hükmen tutuklu (Hükümözlü): Hakkında ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı verdiği ve tutuk halinin devamına hükmettiği kişinin hukuki durumu.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması: Sanık hakkında 2 yıl ve daha az mahkumiyet sözkonusu olduğunda ve yasal şartlar çerçevesinde; verilen kararı açıklamadan sonuç doğurmayacak bir alana terk etme.

Hüküm fıkrası: Son kararın yer aldığı duruşma sonu yazılan bölüm.

İcra: Kanunen yükümlü olan tarafça yerine getirmesi gereken bir edimin veya hareketin yerine getirilmemesi halinde; devlet gücü ile yerine getirilmesi.

İddianame: Şüpheli hakkında mahkemeye sunulan ve cezaladırma talebini içeren Cumhuriyet Savcılığı yazısı.

İflas: Borçların ödenememesi hali.

İhzar (Zorla getirme): Kolluk gücü ile mahkemeye zorla getirme.

İlam: Kesinleşmiş ve yerine getirilmesi gereken mahkeme kararı.

İncelenmeksizin ret: Esas incelemeye konu olamayacak başvurunun usuli yoldan reddi.

İnfazın ertelenmesi: Belirli mahkumiyetlerin infazının, geçerli mazeret ve koşulların varlığı halinde ileriye tehiri.

İptal: Hukuki işlemin geçersizliğinin tespiti.

İsticvap: Bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir (veya birkaç) vakıa hakkında mahkeme tarafından sorguya çekilmesi.

İstinabe: Mahkeme mahallinde bulunmayan ve mahkemece dinlenmesi gereken kişinin, yargılayan mahkemenin talebi ile oturduğu yer mahkemesince dinlenmesi.

İştirak: Bir fiile birden çok kişinin katılımı.

İtiraz: Yapılan bir hukuki işleme veyahut verilen bir karara karşı; kanunun gösterdiği şekilde ikinci bir kez inceleme istemi.

İzalei şüyu (Ortaklığın giderilmesi): İştirak halindeki mülkiyetin paylaştırılması işlemi.

Kalem: Mahkemeler ve Cumhuriyet savcılıklarının yazı işlerini yürüten birimi.

Kambiyo senedi: Yasaca ayrıcalıklı korunan senet türü.

Kamu düzeni: Yasaların öngördüğü ve toplumun genelini ilgilendiren uyum hali.

Kamu yararı: Toplumun geneline ve düzene yansıyan yarar.

Kanun yararına temyiz (Yazılı emir): Hukuka aykırı bir sonuç doğuran ancak Yargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hükümlerle ilgili olarak Adalet Bakanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurulan bir kanun yoludur, amacı ise yanlış hukuki kararların yerleşmesini ve örnek alınmasını engellemektir.

Karar düzeltme: Yargıtay ilgili dairesinin bozma veya onama kararından sonra; açık bir hukuka aykırılık görüldüğünde son kez aynı daireden kararını tekrar gözden geçirmesine ilişkin istemin kabulü.

Kararın tavzihi / açıklanması: Verilen kararda belirsiz hususların kararı veren merci tarafından açıklığa kavuşturulması.

Katılan (Müdahil): Davada taraf olan ve yasanın dava taraflarına verdiği hakları kullanan kişi.

Kayıt tashihi / düzeltmesi: Herhangi bir resmi kayıttaki yanlışlığın mahkeme yoluyla düzeltilmesi.

Kesinleş(tir)me: Hukuki yolları tüketen bir yargı kararının sonuç doğurması için mahkemece düşülen şerh.

Kısa karar: Duruşma sonrası verilen ve henüz gerekçesi yazılmayan karar.

Kolluk: Güvenlik birimleri.

Komisyon (Adli Yargı Adalet Komisyonu): Ağır ceza mahkemesi bulunan yerlerde teşkilatlanan, başkanı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)nca atanan, bir üyesi Başsavcı, diğer üyesi ise yine HSYK’ca belirlenen, personel işlerini yürüten kurul.

Konkordato: Dürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının kabulü ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini, tamamını ya da daha fazlasını, kabul edilen vadede ödeyerek borcundan kurtulması.

Kovuşturma: Ceza davasının mahkeme evresi; yargılama safhası.

Layiha: Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı; tasarı.

Maddi hata: Esasa ilişkin olmayan, yazıda ve rakamda yanılgıyı gösterir hata.

Mahcuz (Hacizli): Üzerinde satılamaz şerhi bulunan menkul / gayrımenkul her türlü eşya veya değer.

Mahkum (Hükümlü): Mahkumiyet kararı kesinleşen sanık.

Mahsup: Daha önce tutuklu kalıp beraat eden kişinin bir sonraki eylemi sonucu aldığı mahkumiyetten önceki tutukluluk süresinin düşülmesi; hesap etmek, hesaba geçirmek.

Malen sorumlu(luk): Cezai yönden değil malvarlığı ile sorumlu(luk).

Men’i müdahale: Bir gayrımenkulun haksız işgali halinde açılan dava ve sonuçta verilen karar.

Mevcutlu: Kolluk tarafından bir soruşturma evrakı getirilirken, soruşturmaya konu şahısların da birlikte getirilmesi.

Müdafi: Savunman, vekalet ilişkisi olmaksızın yasa gereği şüpheli ve sanığı savunan avukata verilen yasal isim.

Müddeabih: Hukuk davasının konusu, talep edilen şey.

Müddetname: Hükümlünün cezasını formüle eden Cezaevine girilmesi ve çıkılması gereken zamanla beraber, yasal ceza indirimlerini de konu eden savcılık kâğıdı.

Müsadere: Kendiliğinden suç teşkil eden veya suçta kullanılan eşyanın zoralımı.

Müşterek: Pay üzerinde tasarruf edilebilen ortaklık hali.

Mütalaa: Görüş.

Mütemmim cüz: Bütünün vazgeçilmez parçası.

Müteselsil: Birbirini izleyen, zincirleme.

Müvekkil: Vekalet veren, avukatın vekilliğini yaptığı kişi.

Müzakere: Karşılıklı konuşma, tartışma.

Müzekkere: İstem yazısı.

Nüfus tashihi: Ad, soyad ve yaş düzeltme işlemlerinin genel adı.

Replik: Davacının, davalının cevap layihasına (yazısına) karşı verdiği cevap; cevaba cevap.

Resen: Kendiliğinden.

Resim ve harç: Vergi isimleri.

Sanık: Hakkında kamu davası açılan şüpheli.

Savunma: Şüpheli veya sanığın üzerine atılı suç isnadına karşı, aleyhindeki delilleri bertaraf etmek üzere kendisi ile fiil arasındaki ilişkiyi, kendi görüşüyle ortaya koymak, kendi görüşüne ilişkin olarak delil toplanmasını talep etmek.

Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkimce ifadesinin alınması ve soru sorulması.

Soruşturma: Savcılığın iddianamenin kabulü aşamasına kadar suç ve şüpheli hakkında yaptığı incelemeler.

Soruşturma izni: Haklarında belirli durumlarda soruşturma amirin iznine tabi kişiler hakkında verilen izin.

Suç eşyası: Suçta kullanılan veya kendiliğinden bulundurulması suç olan eşya.

Suçtan zarar gören: Mağdur.

Sübut: Suçun delillendirilmesi, ispat hali.

Süre: Hukuki işlemlerin ortaya konması gereken zaman..

Şartla salıverme: Cezasının bir kısmını çeken hükümlünün iyi hali gözetilerek, geri kalan kısmını dışarıda geçirmesi ve bu sürede tekrar suç işlememesi şartını içeren durumdur.

Şikâyetçi (Müşteki): Şikâyet eden, şikâyete hakkı olan.

Şüpheli: Soruşturmaya konu olan kişi.

Tahliye: Haksız yere bir taşınmazı işgal eden kişinin devlet gücü ile taşınmadan çıkarılması; hükümlü ve tutuklunun cezaevinden çıkarılması.

Talep: İstem, isteme.

Talimat: Bir yer Savcılığı veya mahkemesinin diğer yer savcılık veya mahkemesinden soruşturma veya dava için bir işlem yapması istemi.

Tanık: Soruşturma veya dava konusu ile ilgili bilgisi olan ve dinlenmesine karar verilen kişi.

Tebellüğ: Bir bildiriyi imza karşılığı alma.

Tebliğ: Bir kararı muhatabına resmi olarak iletme.

Tedbir: Henüz kararı verilmeyen konularda ,dava sonuna kadar belirli önlemlerin alınması.

Tekemmül: Tamamlama.

Tekit: Üsteleme.

Temerrüt: Gecikme.

Temlik (Temellük): Devretme, devralma.

Temyiz: Üst mahkeme incelemesi talebi.

Tenkis: Azaltma.

Tensip: Uygun görme.

Teraküm: Birikme, yığılma.

Tereke (Bırakıt): Ölenin aktif malvarlığı.

Teşmil: Yayma.

Tevzii (bürosu): Dağıtma (Gelen evrak ve davayı ilgili birimlere dağıtan büro).

Tutuklama: Tedbir, soruşturma veya davanın daha selim yürümesi için hürriyetin kısıtlanmasına ilişkin karar.

Tutuklu: Tutuklanan şüpheli veya sanık.

Ücret-i vekalet: Avukatlık ücreti.

UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi): Bütün adli işlemlerin elektronik ortamda yapılarak muhafazasını sağlayan proje; bu projenin ardından ulusal yarğı ağına verilen kısa isim.

Uzlaşma: Belirli bi edim karşılığı olarak veya olmayarak şüpheli ve mağdur tarafın anlaşıp uzlaşması sonucu dava açılmaması veya düşmesi.

Vareste (Bağışık): Mahkeme kararı ile duruşmaya katılmama izni.

Vasıf: Suçun hangi kanun maddesini ihlal ettiğine ilişkin olan hukuki tabir; nitelik.

Vasi: Vesayet atındakinin hukuki işlemlerini yapan, mahkeme kararı ile atanan kişi.

Vekil: Vekalete dayalı iş yapan.

Velayet (veli): Reşit olmayan çocuğun kanuni temsilcisi, kanuna göre anne ve baba.

Veraset (ilamı): Mirasçıları gösteren belge.

Vesayet: Vasi ile temsil edilme hali.

Yakalama emri: Çağrıldığı halde mahkemeye gelmeyen kişinin yakalanması için çıkarılan karar.

Yargılama gideri: Soruşturma ve mahkeme aşamasında yapılan masraflar.

Yargılamanın yenilenmesi: Kesinleşen bir yargı kararının, belirli şartların varlığında tekrar görülmesi.

Yaş tashihi: Nüfusa yanlış yazılan yaşın mahkemece düzeltilmesi.

Yazı işleri: Mahkemenin yazı işlerini yürüten birim.

Yediemin: Birden çok kişi arasında hukuki durumu çekişmeli olan bir malın, çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse, güvenilir kişi.

Yemin: Tanıkların veya tarafların doğru söylediğine ilişkin bağlayıcı metni tekrarlamaları.

Yetki: Yasal olarak bir merciin bakabileceği işler.

Yokluk (Keenlemyekün): Hukuken işlemin sonuç doğurmaması.

Yürütmeyi durdurma: Hukuki işlemin yürümesinin engellenmesi.

Zabıt: Bir hukuki durumu tespit eden yazılı kağıt.

Zamanaşımı: Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.

Zımni (Kabul, ret): Üstü kapalı, açık olmayan; ima yoluyla.

Zilyet(lik): Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse.

  1. MUSTAFA BİLGİN diyor ki:

    BÖYLE FAYDALI BİLGİLER HAZIRLAYIP YAYINLADIĞINIZ İÇİN SİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.ALLAH RAZI OLSUN.


Facebook RSS